RocketTheme Joomla Templates
     
Ana Sayfa Makaleler BİR İNSAN HAKLARI AKTİVİZMİ ANALİZİ: GAZZE FİLOSU
BİR İNSAN HAKLARI AKTİVİZMİ ANALİZİ: GAZZE FİLOSU PDF Yazdır
Bilal Çoban tarafından yazıldı.   
Salı, 06 Temmuz 2010 01:16

Aktivizm kelime olarak ele aldığımızda; toplumsal ya da siyasal değişiklikler yapmayı hedefleyen iradi hareket veya hareketler olarak tanımlanabilir. Tanım üzerinden gidecek olursak bir eylemin aktivizm olarak nitelendirilebilmesi için bazı nitelikler öne sürülebilir. İlk olarak, ortada bir eylem olmalıdır. Bir hareketin olmadığı yerde, aktivizmden söz etmek de mümkün olmayacaktır. Ancak, bu eylem her zaman aktif bir hareket olmak zorunda değildir. Nitekim pasifist bir tutum da bir aktivizm örneği teşkil edebilir. İkinci olarak; bu eylemin sosyal veya siyasal bir hedefi olmalıdır. Bu hedefle birlikte bir değişim amaçlanmalıdır. Son olarak da gerçekleştirilen eylemin zorlayıcı hatta çatışmacı bir karaktere sahip olması gerekmektedir. Sayılmış olan özelliklere yenilerini eklemek mümkün olmakla birlikte, bir eylemin aktivizm sayılabilmesi için belirtilmiş olan ana özelliklere sahip olması yeterlidir.

 

Aktivizm toplumsal meselelerde söz konusu olabileceği gibi, bireysel ilişkilerde de başvurulabilecek yöntemlerdendir. Aktivizm konu ve yöntem açısından farklı tür ve amaçlarla kullanılabilir. Örneğin; insan hak ve hürriyetlerinin korunması veya genişletilmesine yönelik bir hareket, insan hakları aktivizmi olarak nitelendirilebileceği gibi, buna karşı yapılmış olan taktiksel bir manevra da aktivizm olarak nitelendirilebilir. Bu bağlamda geçtiğimiz günlerde, başını İHH ve MAZLUMDER’in çektiği sivil toplum kuruluşlarının, Gazze’ye uygulanmakta olan ablukanın kaldırılmasına yönelik gerçekleştirdikleri eylem, insanlık tarihinin en önemli insan hakları aktivizmlerinden birisi olarak tarih defterinde yerini almıştır. Bu yazıda gerçekleştirilmiş olan insan hakları aktivizminin taktik ve strateji açısından analizi yapılacaktır.

 

Taktik- Strateji

 

Ünlü aktivist Sun Tzu şöyle diyor; “Taktiği olmayan bir strateji zafere giden en uzun yoldur. Stratejisi olmayan taktik ise yenilgiden önceki gürültüdür.” Taktik önceden belirlenmiş bir hedef dahilinde gerçekleştirilen eylemler, strateji ise belirlenmiş olan hedefe ulaşmak için izlenecek yol olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda gerçekleştirilen bir aktivizmin ya da herhangi bir eylemin başarıya ulaşabilmesi için ilk olarak doğru bir strateji, izlem belirlenmeli, sonrasında ise bu strateji ekseninde doğru taktikler uygulanmalıdır. Gazze Filosu’na baktığımızda, bu eylemin tamamen insani gerekçelerle, bütün olarak siviller tarafından gerçekleştirildiğini görmekteyiz. Bu eylemin amacı, Gazze’ye uygulanmakta olan ablukaya dünyanın dikkatini çekerek, ablukanın sona erdirilmesini sağlamak. Uygulanan stratejiye baktığımızda ise tüm dünyanın dikkatini bu olaya çekebilmek için farklı ülkelerden çok sayıda aktivistin katıldığı, gemi ile gerçekleştirilen bir eylem olarak doğru bir tercih.

 

Gerçekleştirilen aktivizmin taktiklerini ve İsrail’in uygulamış olduğu karşı taktikleri kategorize ederek inceleyebiliriz.

 

Zemin- Mekan

 

Yaşanan olaya baktığımızda İsrail’in Mavi Marmara ve diğer gemilere yapmış olduğu saldırı İsrail’in karasularında değil, uluslararası karasularında meydana geliyor. Bu bakımdan aktivistlerin bilinçli olarak İsrail karasularına girmemeleri, İsrail karasularına paralel bir şekilde uluslararası sularda Mısır karasularına doğru hareket etmeleri, İsrail’in saldırıyı gerçekleştirdikten sonraki meşruiyet arayışına önemli bir darbe indiren taktiksel bir başarıdır. Eğer gemiler İsrail ordusunun saldırısına İsrail karasularında uğrasaydı, İsrail hükümeti bunu her ne kadar yasal bir dayanak olmasa da önemli bir propaganda aracı olarak kullanacaktı. Bu bakımdan Filo’nun açık denizde böyle bir saldırıya maruz kalması, ablukanın sadece kara ile sınırlı olmadığını ve açık denizlere kadar ulaştığını göstermiştir.

 

Taraflar

 

Gerçekleştirilen eylemin dünyada bu kadar yankı bulması, çeşitli ülkeler tarafından benimsenmesinde en önemli etkenlerden birisi gemilerde farklı ülke vatandaşlıklarına mensup çok sayıda aktivistin olmasıdır. Böylece yapılan hareket baştan, bir Türkiye- İsrail ihtilafı olmaya mahkum edilmemiş, çok sayıda ülkeden gelen aktivistlerle, bu eylemi o ülke vatandaşlarının ve devletlerinin de benimsemesine sebep olmuştur.

 

Taraflar açısından değerlendirilecek bir diğer husus ise; gemideki yolcuların tamamen sivillerden oluşmasıdır. Gemide hiçbir asker ya da ateşli silah bulunmamaktadır. Yolcular arasında yaşlılar, kadınlar, parlamenterler, farklı dinlerin temsilcileri ve hatta çocuklar bulunmaktadır. Her ne kadar gemide küçük yaştaki çocukların ve bir bebeğin bulunması, yaşanan talihsiz olay üzerine insani gerekçelerle eleştirilse de, gerçekleştirilen eylemin hiçbir saldırı amacı taşımadığını ve barışçıl bir eylem olduğunu gösteren en önemli faktörler arasında yer almaktadır.

 

Kullanılan Araçlar

 

Gerek toplumsal olsun, gerekse uluslararası olsun yaşanan olaylara, orantılı olmak koşuluyla devletlerin yaptığı müdahaleler genel itibarıyla çok tepki çekmemektedir. Hükümetlerin gerçekleştirdiği eylemler hak ve özgürlükleri kısıtlasa da, eğer ortada büyük bir insan hakları ihlali veya ihlalleri bulunmuyorsa, bu olay çeşitli sebeplerle yerel ve uluslararası düzeyde gereken ilgiyi görememekte ve devletler olayları kendi lehlerine fazla büyümeden sonuçlandırmaktadırlar.

 

İsrail başta Mavi Marmara gemisi olmak üzere Gazze Filosu’na yönelik gerçekleştirdiği saldırıda orantısız güç kullanmıştır. Orantılılıktan kasıt ise; varılmak istenen hedefle uygulanan aracın ölçülü olmasıdır. Ancak İsrail zaten hukuken hiçbir müdahale hakkının olmadığı açık denizde, tamamen sivillerden oluşan ve yükü bütün itibarıyla insani yardım malzemesi olan gemilere hücum botları, askeri gemiler ve helikopterler vasıtasıyla en iyi eğitim almış askerleri ile saldırıda bulunarak, dünya kamuoyunda büyük itibar kaybetmiştir. Yapılan saldırının hiçbir hukuki dayanağının olmadığı en sıradan, objektif değerlendirme yapabilecek insanlar tarafından kolaylıkla anlaşılacak kadar aşikardır. Ancak buna rağmen, İsrail hükümeti, gemiye uzaktan çeşitli şekillerde taciz ve ateş ettikten sonra, gemiye ilk inen askerlere sopalarla saldıran sivilleri, terörist ve marjinal gösterebilmek için gerek kendi ülkesinde gerekse sözünün geçtiği uluslararası basında bir propaganda aracı olarak kullanmıştır. İsrail’in 9 sivil insanı öldürmesi İsrail açısından, her ne kadar uluslararası kamuoyunu umursamadıklarını düşünsem de, uluslararası kamuoyunda aleyhe bir gelişme olmuştur. Yaşamını yitiren 9 insan ve çok sayıda yaralının olması, olayın dünyanın gündemine bu kadar önemli bir şekilde taşınmasının ayrı bir sebebidir.

 

Günümüzde “medya”nın devletler arasında savaş çıkartabilecek, ülkeleri yönetebilecek, toplumları harekete geçirebilecek kadar güçlü olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu sebeple bir eylemde istenilen kitlelere ve desteğe ulaşmanın başlıca yolu medyada yer almaktan geçmektedir. Bu bağlamda Mavi Marmara gemisinde çoğu televizyon kanalında bulunmayan canlı yayın araçlarının bulunması ve bunların sürekli uydu aracılığıyla yayın yapması hareketin bu kadar etki uyandırmasında ve geniş kitlelere ulaşmasındaki en büyük etkenlerden birisidir. Yapılmış olan bu hazırlıkla, gemiden saldırı anına kadar yayın yapılmış ve kamuoyunun konu üzerindeki ilgisi ve merakı sürekli canlı tutulmuştur. Gemiler yola çıkmadan önce Türkiye ve diğer ülkelerde gerçekleştirilen etkili kampanya süreci gene yapılan aktivizm geniş kitlelere yayılmasında önemli rol oynamıştır.

 

Bundan Sonra

 

Olay gerçekleştikten sonra, herkesin de takip ettiği üzere, İsrail taktiksel atağa kalkmış ve başta İHH olmak üzere filoya destek veren kurum ve kuruluşları marjinal, terör yanlısı gruplar olarak göstermeye çalışmış ve çalışmaktadır. Gazze Filosu her ne kadar kimsenin istemediği olaylara maruz kalmış olsa da, Gazze’ye uygulanan ablukaya dünyanın dikkatini çekmiş, hatta Mısır’ı sınırlarını insani yardıma açmak zorunda bırakmış ve İsrail’e ablukayı gevşetme yönünde karar aldırarak amacına ulaşmıştır. Başta da belirttiğim üzere, üniversitelerde okutulacak, aktivistlere rehberlik edecek bir örnek olarak dünya tarihine geçmiş bulunmaktadır. Ancak, asıl mücadele bundan sonra başlamaktadır. İHH ve diğer kuruluşların dikkatle, İsrail’in marjinalleştirme ve karalama kampanyasına karşı, bu eylemde olduğu gibi bundan sonra da marjinalleşmeye inat tüm kesimlere kapılarını açması gerekmektedir. Dünya kamuoyundaki kazanmış olduğu desteği sürdürmek ve İsrail’in propagandasına karşı çeşitli imkanları kullanarak, olayın aslını dünyaya anlatmak büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, gemide bulunan süreci tümden kitaplaştırabilirler ve bu kitap farklı dillere çevrilerek daha çok insana ulaşılabilir. Bir diğer yolsa kampanya sürecini anlatan belgeseller yapmak olabilir. Bu yollarla hem Gazze’ye uygulanmakta olan ablukanın kaldırılmasına, hem de gerçekleştirilen saldırıda İsrail’in hiçbir haklılık payının olmadığının ilanına hizmet edilebilir.

 

Ve bundan öncekilerde olduğu gibi, bundan sonraki yapılacak aktivist eylemlerde hedef; yapılan eylemi tüm dünyaya mal etmek, demokratik ülkelerdeki demokratik toplumlara ulaşarak, onların vicdanlarına dokunmak ve halkların demokratik devletler üzerinde baskı kurmasını sağlayıp İsrail’in gayri insani eylemlerine son vermesine yönelik harekete geçmelerini sağlamak olmalıdır.

Bilal Çoban

 

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Giriş Formu

Beni Hatırla

Anket

Anayasa değişikliği referandumda ne yönde oy kullanacaksınız?