Üye girişi
Çevrimiçi üyeler
Anket
HUKUKÇULAR DERNEĞİ’NİN SON TERÖR OLAYLARINA İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASIDIR
19 Ekim 2011 günü meydana gelen terör saldırılarında 24 askerimizin şehit olması ve 22 askerimizin de yaralanması nedeniyle Hukukçular Derneği olarak PKK terör örgütünün bu alçakça eylemlerini kınıyoruz. Hain saldırı nedeniyle 24 gencecik vatan evladının şehit edilmesi tüm halkımız gibi bizleri de derinden üzüntüye boğmuştur.
Bu hain saldırı ile PKK terör örgütü ülkemizin Güneydoğu bölgesinde yaşayan halkımızın sosyal hayatının çekilmez hal almasına sebep olmaktadır. Bu izansız saldırılar nedeniyle kamusal otoritenin zayıflaması nedeniyle tüm halkımızın sosyal hayatı daralmaktadır. Kamu hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilememesi vb. sorunlar nedeniyle bu şiddet olaylarından en fazla bölgede yaşayan Kürt halkımız zarar görmektedir.
Bizler şunun bilinmesini istiyoruz ki, şiddet batağındaki teröristlerin Kürt halkımızı temsil etme sıfatı bulunmamaktadır. Bizler İstanbul’da Avukat olarak çalışan Kürt kökenli insanlar olarak çeşitli Kürt sivil toplum kuruluşlarının basın açıklamalarında açıkça dile getirdiği üzere “BİZİM ADIMIZADA İNSAN ÖLDÜRMEYİN” diyoruz. İnsan öldürme ile sizden gelecek hiçbir iyiliğin biz Kürt kökenli insanlara vereceği bir şey bulunmamaktadır.
Nitekim Adıyaman, Bitlis, Bingöl, Şanlıurfa ve Mardin’de benzer nitelikte gösteriler ve talepler tarafımızca da paylaşılmaktadır.
Günümüz dünyasında sınırların anlamını yitirdiği, çok küçük toplulukların özgürlük, insan hakları söylemleri ve uygulamaları ile Dünyada ne denli etkin bir yer tuttuğu ortadadır. Bu nedenle anlamını yitirmiş 1960’ların mantığı ile şiddete dayalı olarak asker, polis, muhalif sesleri susturmak adına tehdit, şantaj ve şiddetle uygulama yöntemlerini asla tasvip etmiyoruz ve şiddetler kınıyoruz. Kürt halkının çok büyük ekseriyeti Türk halkı ile yaşamaktan ve birlikte aynı kaderi paylaşmaktan memnundur. Üretilen bu şiddet Türk halkına verdiği zarardan daha ziyadesini bölgede yaşayan masum Kürt halkına vermektedir. Şiddetle azınlığın çoğunluk Kürt halkını sindirme ve kendine taraftar etme girişimleri sonuç vermeyecektir. Sessiz yığınların devletine entegre olması da bu durumu ispatlamaktadır.
Bizler aynı kültürün ve tarihi geçmişin imbiğinden süzülerek bugünlere geldik ve yarınlara hep birlikte yürüyeceğiz. Hiçbir aşırılığın bu coğrafyada tutunma şansı bulunmamaktadır. Dolayısı ile barış söyleminde bulunanların fiili barışı da istemeleri gerekir.
Diğer yönden geçmişte bilinçli olarak ve sistematik olarak kimi hatalar sadece ve sadece Kürtlere yapılmış bir uygulama değildir. Ülkemizde yaşayan toplumun tüm kesimleri bu olumsuz uygulamalardan nasibini almıştır. Ülkemizin kimi dönemler kötü yönetilmesinden kaynaklanan ve derin yapılanmaların yaşattığı acılar Çorum’da, Maraş’ta vb. ülkemizin farklı bölgelerinde tezahür etmiştir. Bu acılar bizleri ila nihayet insanımızı öteleme ve düşman ilan etmemize sebep olamaz. Nitekim dünün en azılı düşmanları olan Almanya ile Fransa’nın barış dilini kullandıklarında Dünya siyasetine yön verdikleri günümüzün en aşikar örneğidir. Bizler acılarımızla pişmiş, affetmeyi büyük bir erdem olarak görenlerdeniz. Ülkemizde Alevi, Sünni, Laik, Anti-laik, Muhafazakar, Sosyal Demokrat, etnik olarak; Türk, Kürt, Laz, Boşnak, Tatar gibi gerek inanç ve gerekse ırk temelli bir ayrım bizlere sadece ve sadece zenginlik katmaktadır. Bu yüzden bizler Diyarbakır’ın lahmacununu, Siirt’in büryan kebabını aynı hazla paylaşan insanlarız. Halklarımız bir biri ile ayrılması ve sınıflandırılması çok zor bir şekilde kaynaşmıştır. Bu durum bizlere güç katmakta, ufkumuzu açmaktadır. Her türlü asimilasyon kabul edilemez. Ayrıca kültürlerin yok sayılması değil, bu farklılıklarımızın bizim gücümüz olduğunu düşünüyoruz.
Bir başka husus güç mücadelesi şeklinde isteklerini kabul ettirme anlayışı kabul edilemez. İnsan hak ve özgürlükleri, insan olduğumuzdan gelen temel haklarımızdır. Bu hakları birilerinin sınırlandırma ve yoksun bırakma hakkı bulunmamaktadır. Şiddetle yeni ve derin uçurumlar açan, çatışma ile barışın gelmesi ve insan haklarının tesis edilmesi öteleyen uygulamaları reddediyoruz. Barışın dili her şart altında muhatabını anlamaktan ve empati yapmaktan geçmektedir. Özgür tartışmanın olduğu yerde ve saygı ile muhatabının dinlendiği yerde uzlaşı mümkündür.
Bu nedenlerle geleceğe dair kader ortaklıkları yapılmada önümüzde Anayasa hazırlama fırsatını, özgürlükler ve hakların teslim ve tesciline fırsat verecek bir şekilde kullanmak gerekmektedir. Bu yönde bizler Hukukçular Derneğinin üyesi ve Kürt menşeine sahip Avukatlar olarak, şiddeti reddediyoruz. PKK’nın toplumu derinden sarsan eylemlerini şiddetle kınıyoruz. Ülkemizin barış ve huzurunu kaçıran bu yanlıştan dönülmesini ve BİZLER ADINA İNSAN ÖLDÜRÜLMESİNİ İSTEMİYORUZ.
Saygılarımızla,
Hukukçular Derneği
Kürt Kökenli Avukatları ve Türk Kökenli Avukatları,



