Ana Sayfa Haber / Duyuru
Category

Haber / Duyuru

Hukukçular Derneği genel kurulu, yoğun bir katılım, tatlı bir rekabet ve heyecan içerisinde gerçekleştirildi.

29 Nisan 2017 Cumartesi günü yapılan genel kurulda derneğin eski başkanı Av. Cavit Tatlı ve Yönetimi ile derneğin mevcut başkanı Av. Mehmet Sarı ve Yönetimi yarıştı.

Nezaket içerisinde gerçekleşen Genel Kurula 404 genel kurul üyesi katıldı.

Genel Kurula katılan 258 üyenin oyunu alan Av. Cavit Tatlı, 2 yıl süreyle Hukukçular Derneği’nin yeni Genel başkanı seçildi.

Yapılan Genel Kurulla Hukukçular Derneği Genel Başkanlığı’na seçilen Av. Cavit Tatlı’nın yönetimi şu şekilde oluştu:

Yönetim Kurulu

1. Av. Cavit Tatlı

2. Av. Adem Yıldırım

3. Av. Dr. M. Halit Korkusuz

4. Av. Emine Yıldırım

5. Av. Zeynep Kola Çağış

6. Av. M. Emre Avşar

7. Av. M. Melih Gülseren

8. Av. Erdal Demir

9. Av. Nihal Yıldız

10. Av. Ahmet Yılmaz

11. Av. Bilal Kılınç

12. Av. M. Talha Güvençer

13. Av. Halil Arslan

Yedek Üyeler

1. Av. Mehmet Akif Aydın

2. Av. Birgivi Dertli

3. Av. Mehmet Fatih Yaşar

4. Av. Mehmet Keserci

5. Av. Abdulkadir Altuntaş

6. Av. Serkan Göktaş

7. Av. Beyza Nur Turan

8. Av. Mustafa Ünlü

9. Av. İsa Baştürk

10. Av. Asiye Baytürk

11. Av. Tayfur Koç

12. Av. Meltem Avcı

13. Av. Hatice Bozkurt

Denetleme Kurulu

1. Av. Bedrettin İskender

2. Av. Muhammet Kaynar

3. Av. Şerafettin Ekici

Yedek Denetleme Kurulu

1. Av. Nurettin Alan

2. Av. Selçuk Kar

3. Av. Recep Doğan

 Genel Başkanımız Cavit Tatlı kimdir?

1976 yılında Çorum’un   Kargı ilçesinde doğdu, ilk orta ve lise öğrenimini Kargı da tamamladı. 1995 yılında İstanbul Hukuk Fakültesinde Üniversite hayatına başlayıp 2000 yılında mezun oldu, 2001 yılından itibaren Tatlı Hukuk bürosunu kurup serbest avukatlık yapmaya başladı.

2010 yılında HUKUKÇULAR Derneği’n de görev almaya başlayıp 2011 yılında Hukukçular Derneği Genel Başkanı oldu ve halen devam etmektedir. Çeşitli Gazete ve Dergilerde makale yazmakta. Ulusal ve uluslararası platform ve derneklerde görev almaktadır aynı zamanda ASKON, MÜLTECİ HAKLARI DERNEĞİ üyesidir.

11 Mayıs 2017 0 comment
0 Facebook Twitter Google + Pinterest

HUKUKÇULAR DERNEĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINDAN DUYURU

HUKUKÇULAR DERNEĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINDAN
DUYURU

Derneğimizin olağan genel kurul toplantısının 22.04.2017 tarihinde saat:11.00-13.00 arasında “Defterdar Mah. Savaklar Cad.NO:41 SETA Genel Merkezi Eyüp/İSTANBUL” adresinde aşağıdaki gündem ile yapılmasına, çoğunluk sağlanamadığı takdirde ise ikinci toplantının 29.04.2017 tarihinde aynı gündemle, aynı yer ve saatte yapılmasına,

Genel kurul gündemi
1) Açılış.
2) Başkanlık divanının teşekkülü,
3) Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması,
4) Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu faaliyet raporlarının okunması, müzakeresi ve yönetim kurulu ile denetim kurulunun ibrası,
5) Bilânço, gelir ve gider hesaplarının müzakeresi,
6) Derneğe menkul ve/veya gayrimenkul mal satın alınması/kiralanması/tahsisi konularında dernek yönetim kuruluna yetki verilmesi,
7) Yurt İçi ve Yurt Dışı Şube açılışı ve şube açılışı için kurucular kurulunun yetkilendirilmesi için Yönetim Kuruluna yetki verilmesi,
8) İdari Talep doğrultusunda Tüzük değişikliği,
9) Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu asıl ve yedek üyelerinin seçimi.
10) Yeni dönem çalışma programı ile tahmini bütçesinin görüşülmesi,
11) Dilek ve temenniler.
12) Kapanış.

Genel kurul toplantısını üyelere duyurulmasının derneğin internet sitesinden veya SMS yolu ile yapılmasına, bu işlemler için başkana yetki verilmesine karar verildi.28.03.2017

HUKUKÇULAR DERNEĞİ YÖNETİM KURULU

6 Nisan 2017 0 comment
0 Facebook Twitter Google + Pinterest

Hukukçular Derneği Üyeleri Taksim Tünelde Türkiye Hukuk Platformu  çadırında 3 Basın Açıklaması ve bu çerçevede etkinlikler gerçekleştirdi.

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ VE İSTANBUL BAROSU TARAFINDAN YÜRÜTÜLEN “HAYIR” KAMPANYASINA KARŞI
BASIN AÇIKLAMASI

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun ve İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu’nun referandum hakkındaki açıklamalarını ve yürüttükleri “Hayır” kampanyasını, mensubu olduğumuz Hukukçular Derneği başta olmak üzere, hukukla ilgili STK’lar ve hepimizin çatısı altında birleştiği Türkiye Hukuk Platformu adına desteklemediğimizi ve bu kampanyaya karşı olduğumuzu deklare ediyoruz. Bu bağlamda, Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu’nun bizi temsil etmediğini de tüm kamuoyuna ilan ediyoruz.

Avukatlık kanununda, çok açık bir şekilde baroların öncelikli vazifesinin, mesleğini ve meslektaşlarının hukuki haklarını savunmak olduğu ortaya konmuştur. Meslektaşların ve özellikle genç hukukçuların bu kadar sorunu varken, baronun bunlarla ilgilenmeyip sadece siyasi muhalefetin bir parçası olmaya azmetmesi, öncelikli olarak avukatlık mesleğine zarar vermektedir. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun ve İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu’nun geleceğe dair siyasi hedefleri varsa, bunu baro üzerinden yapmamalarını, cüppelerini çıkarıp siyaset yapmalarını tavsiye ediyoruz.

Baronun maddi imkanları, zorunlu olarak üye olan avukatların ödediği aidatlarla karşılanmaktadır. Bu bakımdan, zorunlu üyelik üzerinden meslektaşların baroya yapmış olduğu katkının bir siyasi kampanya için harcanmasını, Türkiye’nin en büyük hukuk STK’sı olan Hukukçular Derneği ve hukukla ilgili 20 STK’nın kurduğu Türkiye Hukuk Platformu olarak, açıkça kabul etmiyoruz.

Barolar Birliği’nin ve İstanbul Barosu’nun yürüttüğü bu siyasi kampanya sürecinin hukuki ya da etik yönden kabul edilebilir bir yanı olmadığını vurguluyor, bu yanlıştan bir an önce dönülmesi için çağrı yapıyoruz. Ayrıca, hukuk STK’ları olarak “Evet” demenin, Türkiye’nin çıkarına, istikrarına ve geleceğine dair çok önemli hukuki ve fiili gerekçelere dayandığını savunuyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Bugün gerçekleştirilen Basın Açıklamalarımız ile ilgili görseller

6 Nisan 2017 0 comment
0 Facebook Twitter Google + Pinterest

Kendi ifadesine atıfla, depresyonda olan bir hastanın, sırf başörtü taktığı için bir kız çocuğuna fiili saldırıda bulunması, hakaret ve tehdit etmesi olayını maalesef üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.

Toplumun değerlerini yok sayan,aşağılayan; kendi gibi düşünmeyenleri ötekileştiren, düşmanlaştıran; dünyada üzerinde düşünülmeye değer tek düşünce olarak kendi düşüncesini gören hastalıklı anlayışın bir tezahürü de dün İstanbul’da kendini göstermiştir. Kendi ifadesine atıfla, depresyonda olan bir hastanın, sırf başörtü taktığı için bir kız çocuğuna fiili saldırıda bulunması, hakaret ve tehdit etmesi olayını maalesef üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Kendi düşünce ve yaşam tarzlarına, haklı olarak, müdahale edilmemesini isteyen herkesin evvela başkalarının özgürlüklerini teminat altına almaları gerekmektedir. Dünyanın varoluşundan beri farklı insanlar ve farklı düşünceler var olagelmiştir. Bundan böyle de böyle olacağını söylemek bile yersizdir.

Bu durumda insanların bir arada, insanlık ortak değerleri çerçevesinde yaşayabilmesi için evvela zihinlerde bu gerçeğin kabul edilmiş olması gereklidir.

Bizce her düşünce ve yaşam tarzına, benimsenmese de, saygı duyulmalıdır. İnsanlık tecrübesi ve bu tecrübelerden neşet etmiş hukuk kuralları bunu zorunlu kılmaktadır.

Bu bağlamda bu tarz saldırıların ancak hastalıklı bir ruh yapısından kaynaklanabileceği muhakkaktır.

Bu tip saldırıların, toplumun birlikte yaşama arzu ve düşüncesine yapılan provokatif bir saldırı olduğu gerçeği de ortadadır.

Elbette bu saldırının hesabı hukuk nezdinde sorulacaktır. Hukukçular Derneği olarak olayda mağdur çocuğun yanında olduğumuzu ve her türlü hukuki desteği vereceğimizin bilinmesini isteriz.

Bu ülkede bir daha asla kimse bir başkasının düşüncesine ve yaşam tarzına saldırmayı aklından bile geçirmemelidir. Hiçbir neden bu sebeple bir saldırıyı, hakareti meşrulaştıramaz.

Bu vesileyle saldırıya uğrayan çocuğa, ailesine ve mensubu olduğu düşünce sahiplerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve bunun bu ülkedeki son saldırı olmasını temenni ediyoruz.

Farklı renklerin bir arada yaşadığı bir çiçek bahçesinde yaşama umudumuzu yineliyoruz.

Saygılarımızla…

HUKUKCULAR DERNEGI

15 Şubat 2017 0 comment
0 Facebook Twitter Google + Pinterest

Masum onlarca insanımız alçak bir terör saldırısının kurbanı olmuştur. Terör yine hedefinden sapmamış; ülkenin birlik ve dirliğine saldırmıştır.

Yeni bir umutla girilen yeni yılın ilk saatleri maalesef vahşice bir terör saldırısına tanıklık etmiştir. Masum onlarca insanımız alçak bir terör saldırısının kurbanı olmuştur. Terör yine hedefinden sapmamış; ülkenin birlik ve dirliğine saldırmıştır. Ülkenin farklı yaşayış ve inanışına sahip insanların hassasiyetlerini harekete geçirmeye matuf bu tip saldırıların amacının provokasyon olduğu açıktır.

Bir yandan farklı düşünen ve yaşayan insanlar arasına kin ve nefret tohumları ekmek bir yandan da insanların umudunu kırmak üzere programlanan bu saldırıların kaynağının her zaman aynı olduğunun bilincinde olunması elzemdir.

Öte yandan bu saldırıyı bahane ederek hemen, kendisi gibi düşünmeyen insanları fail ilan etmek hem terörün amacına hizmet etmektir hem de akılla izahtan varestedir. Bu noktada Diyanet İşleri Başkanlığımızın yapmış olduğu, “Bu insanlık dışı katliamın bir pazarda ve bir mabette yapılmasıyla eğlence yerinde yapılmasının her hangi bir farkı yoktur. Teröristlerin hedefi mekanlar değil, insandır, ülkedir, millettir ve topyekün insanlıktır.” şeklindeki açıklaması esasen bam teline dokunmuş bir açıklamadır.

Bu tip saldırılar karşısında, terörün amacına ulaşmaması için her zamanki gibi sükunet, suhulet ve birliğimizi korumamız gerekmektedir. Ve yine bu tip saldırıların bizi yıldıramayacağını bir kez daha belirtme gereği hasıl olmuştur.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Hukukçular Derneği

1 Ocak 2017 0 comment
0 Facebook Twitter Google + Pinterest

Suriye’de savaşın başından bu yana birçok savaş suçu, insanlığa karşı suç işlenmekte ve son olarak da özellikle Halep’te yaşanan sivil katliamı tüm dünyanın gözü önünde cereyan etmektedir.

Ağustos 2011’den bu yana tespit edilebilen 450.000 (dört yüz elli bin) insan öldürülmüştür. Tespit edilebilen 1 milyon 800 bin insan yaralanmış, binlerce insan tutulmuş, işkence görmüş, yaşı çok küçük olanlarda dahil 6000 kadın tecavüze uğramıştır. Binlerce Suriyeli yerinden olmuş kimisi göç yollarında hayatını kaybetmiş, aileler parçalanmıştır.

Suriye’de işlenen savaş suçları ve insan hakları ihlalleri nedeniyle Türkiye’nin evrensel yargı yetkisi de göz önünde bulundurularak bu suçların faillerinin cezalandırılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Yapılan suç duyurusunda Beşşar Esad ve onun emir komutasındaki tüm faillerin işlediği suçlar ortaya konulmuştur. Deliller de dilekçe eki olarak sunulmuştur.
Özellikle Halep bölgesinde son 1 yılda katledilenlerden isimlerine ve bilgilerine ulaşılan ve tamamı sivil olan 4725 maktulün ismi ve bilgileri dilekçede yer almaktadır. Bu kişiler kız ve erkek çocuklarla beraber çeşitli yaşlarda yetişkin kadın ve erkeklerden oluşmaktadır. Bazıları bombalarla, bazıları işkenceyle bazıları ateşli silahla infaz edilerek katledilmişlerdir. Dilekçede ayrıca ismi tespit edilmiş nerede tutulduğu kesin olarak bilinmeyen rejim güçlerince hapsedilmiş ve işkence gördüğü tahmin edilen 100 ün üzerinde isim de yer almaktadır.

Katliamlar, kimyasal silah kullanımı, varil bomba ve misket bombaları kullanımı, tecavüz ve cinsel suçlar, işkence ve kötü muamele, aç bırakma, okul ve hastanelere yapılan saldırılar, insani yardım araç ve görevlilerine yapılan saldırılar bu suç duyurusu dilekçesinde detaylı olarak yer almaktadır. Mart 2011 den bu yana ve halen devam eden günlerde işlenen soykırım, insanlığa karşı suç, kasten adam öldürme, kasten adam öldürmeye teşebbüs, nitelikli kasten yaralama, kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, işkence ve eziyet, cinsel saldırı suçları Ulusal ve uluslararası mevzuata göre cezalandırılması gereken suçlardır.

Suriye’de işlenen suçlar ile birçok uluslararası sözleşme maddesi de ihlal edilmiştir. Uluslararası İnsancıl Hukuku kavramlaştıran Cenevre Sözleşmelerinde kasten öldürme; işkence veya insanlık dışı muamele; kasten büyük acıya sebebiyet verme veya büyük tahribat; askeri ihtiyaçlardan kaynaklanmayan kanunsuz olarak ve zorbalıkla veya vücut bütünlüğüne ve sağlığa zarar vererek mülkiyete el koymak ve savaş hukukunun diğer ciddi ihlalleri sözleşmenin “ağır ihlaller” tanımlamasına dahil edilmiştir. Cenevre sözleşmelerinde yer alan “ağır ihlaller” tanımına uyan sayısız suç Suriye’de işlenmiştir.

Uluslararası Ceza yargısının dışında Evrensel Yargı Yetkisi gereği; Türkiye yargı mercileri de bu savaş suçlarını işleyenleri yargılama yetkisine sahiptir. Sanıklar bu suçları tüm dünyanın gözü önünde işlemişler ve işlemeye devam etmektedirler. İşlenen suçlar hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde sabittir.

Sanıklar, uluslararası hukuk (Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü, İnsancıl Hukuka İlişkin Sözleşmeleri, BM sözleşmeleri) ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen insanlığa karşı suç normlarını ihlal etmişlerdir. Bu suçlardan dolayı sanıkların cezalandırılmaları amacıyla haklarında KAMU DAVASININ AÇILMASI, olası yeni katliamların önüne geçmek için ivedilikle talep edilmiştir.

Suç duyurusu dilekçesi Hukukun Üstünlüğü Platformu, Hukukçular Derneği, Uluslararası Hukukçular Birliği adına Av. Necati Ceylan, Av. Yasin Şamlı, Av. Mehmet Sarı, Av. Gülden Sönmez’in şikayeti ile 26.12.2016 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmıştır.

28 Aralık 2016 0 comment
0 Facebook Twitter Google + Pinterest

Hukukçular Derneği olarak bu davanın insanlık onurunun korunması anlamında çok önemli bir dava olduğunun idrakindeyiz. Başından beri müdahili ve takipçisi olduğumuz bu dava insanlığın davasıdır.

Masum ve mazlum insanlara insani yardım götürmekten başka bir amacı olmayan, insanlık vicdanının sesi olarak, bir grup insan Mavi Marmara adlı gemide, tüm evrense hukuk ilkeleri ayaklar altına alınmak suretiyle katledilmiş ve kötü muameleye maruz kalmışlardı. Bu barbarlığı yapan kişilerin adalet önünde hesap vermesi kaçınılmazdı. Nitekim bu meyanda dünyanın birçok ülkesinde bu haydutlara karşı davalar açıldı. Bu davalardan biri de Türkiye’de açılmıştı. Ancak mahkeme son gelişmeler doğrultusunda hukuki olmayan bir tavır sergileme eğilimine girmiştir. Son duruşma hakimlerin davayı düşürme; müdahil avukatların da davayı düşürmeme noktasında çetin bir mücadelesi ile geçmiştir. Nihayetinde 12 saati aşkın bir süre süren duruşma 9 Aralık 2016 tarihine ertelenmiştir.

Bu olayda, savunmasız ve silahsız 10 kişi tam donanımlı ordu mensupları tarafından yakın mesafeden ve taammüden katledilmiştir. İnsanlar işkence ve kötü muameleye tabi tutulmuştur. İnsanlar kasten ve taammüden yaralanmıştır. İnsanlar kaçırılmış ve alıkonulmuştur. Kadınlara ve erkeklere tacizde bulunulmuştur. Hülasa insanlık onuruna karşı suç işlenmiştir.

Hukukçular Derneği olarak bu davanın insanlık onurunun korunması anlamında çok önemli bir dava olduğunun idrakindeyiz. Başından beri müdahili ve takipçisi olduğumuz bu dava insanlığın davasıdır. Burada yargılananlar insanlığa karşı suç işlemişlerdir ve cezalandırılmaları gerekmektedir. Siyasi mülahazalar bu davanın kapsamı dışındadır. Bu saiklerle karar vermek hukuku ayaklar altına almak olacaktır. Bu hukuk tanımaz kişilerin aklanması anlamına gelecektir. Bu insanlık gemisinde hayatını kaybedenlerin eli yakamızdan düşmeyecektir.

Bu nedenle mezkur davanın hukuka uygun ve adil bir şekilde sonuçlanması için davanın tüm paydaşlarının desteğini beklemekteyiz.

İnsanlığın bir kalesi daha düşmesin istiyoruz.
Hukuk ve adalet galebe çalsın istiyoruz.
Hukuk tanımazlar cesaretlenmesin istiyoruz.

HUKUKÇULAR DERNEĞİ

Mavi Marmara Davası; Anlaşmaya ilişkin kanuna istinaden 4. Madde kapsamında Muaf tutulma ibaresi kovuşturmaya engel olup Düşürülmesine Yakalama kararının kaldırılmasına karar verildi

9 Aralık 2016 0 comment
0 Facebook Twitter Google + Pinterest

Hukuk ve Ceza Muhakemesinde İstinaf Sempozyumu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdeal Hukuk Kulübü iş birliğiyle düzenlendi.

Tarih: 04.12.2016 Pazar; Saat: 10.00 – 16.00
Mekan: İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi

Konuşmacılar:

Burhan Karaloğlu (Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı)
Hadi Salihoğlu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı)
Hayri Kaynar (İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi Başkanı)
Prof. Dr. Adem Sözüer (İÜ Hukuk Fakültesi Dekanı)
Prof. Dr. Murat Atalı (TAÜ/İÜ Hukuk Fakültesi Medeni Usul ABD Öğretim Üyesi)
Prof. Dr. Mahmut Koca (İstanbul Şehir Üniversitesi Ceza Hukuku ABD Başkanı)
Doç. Dr. Seda Özmumcu (İÜ Hukuk Fakültesi Medeni Usul ABD Öğretim Üyesi)
Yrd. Doç. Dr. Birce Arslandoğan (İÜ Hukuk Fakültesi Medeni Usul ABD Öğretim Üyesi)
Yrd. Doç. Dr. Serdar Talas (İÜ Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ABD Öğretim Üyesi)
Ersoy Yüce (İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 20. Ceza Dairesi)
Murat Boylu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi)
Yasin Şamlı (İstanbul Barosu Avukatı)

Sempozyum konuları:

“Yargının Etkinliği ve Verimliliği Açısından İstinaf”
“Uygulamada İstinafın Hukuk Dairelerinde İşleyişi”
“İstinaf Sebepleri ve İstinafta Yargılama”
“İstinaf Başvurusu”
“Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanun Yolları ve İstinaf Kanun Yolunun Yeri”
“İstinaf Kanun Yolunun Koşulları, Kapsamı ve Sonuçları”
“Ceza Adalet Sisteminin işleyişi ve Etkinliği Bakımından İstinafın Etkisi ve Uygulaması”

4 Aralık 2016 0 comment
0 Facebook Twitter Google + Pinterest
Newer Posts